Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi
“Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi” nin ilk adımları 2008 yılında atıldı, 2009 yılında yola çıkıldı. Başlangıçta yola çıkanlara ek olarak yeni sanatçılarla bağını kurmakta ve büyümektedir. Sanatın ve sanatçının göçebe olduğuna inanan ve onaylayan grup; birikimini her durakda yollarının kesiştiği ile paylaşıyor. “Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi” süreç içinde farklı mekanlarda, yeni sanatçıların ve üretimlerinin sunumlarıyla gelişen uluslararası bir inisiyatifdir. Proje; göç süreci, göçebelik ve değişkenlerinin toplumdaki etkisi üzerine irdeleme yapma arzusundan kaynaklandı. Proje için birlikte olan sanatçılar; göç sürecinin küresel boyutuna değinen yeni işler üretiyor. “Göçebe”, pek çok sanatçının değişik aşamalarda katkıda bulunduğu bir proje. Bu oluşumun ilgi alanı, toplumun içinde bulunduğu dönüşümü gözlemlemek, anlamak ve sanatçılar aracılığıyla müdahalede bulunmaktır.
https://www.facebook.com/groups/414343895280697/

Independent Immigrants Artists Initiative
The first steps of Independent Immigrants Artists Initiative have been taken in 2008; in 2009 the Initiavive is really taking off. Today it is bonding and expanding with new artists added to its first crew. As a group which believes and approves that art and artists are immigrants,it shares its experiences with the people it comes across with, at each stop. Independent Immigrants Artists Initiative is an international initiative which grows by the presentations of new artists and their productions, at different places, through the process. This project is the result of a passion to scrutinize the process of immigraiton, being an immigrant and the effects of its variables on societies. The artists who are a part of this project are producing works which refer to the global side of immigraiton process. "Immigrant" is a project which many artists contribute at its different stages.The formation's field of interest is to observe and understand the transformation in the society and get involved by means of artists.
https://www.facebook.com/groups/414343895280697/

Taşı-n-ma / Mov-ing / 2017


























TAŞI-N-MA 
(Kollektif sergi projesi)
  
PORTATİF SANAT
Portatif:
Anlam 1: Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, seyyar.
Anlam 2: Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan.
Leonardo, ünlü Mona Lisa tablosunu 10 yıldan fazla süre yanında taşımış ve ölene kadar da üzerinde çalışmıştı. Bunu kolay taşınabilen kategorisinde değerlendirip, portatif sanatın ilk örneği sayabiliriz.
Göçebe sanatçıları da sürekli yeni yerlere doğru hareket ettikleri için işlerinin portatif olması gerekmektedir. Kimi katlanabilen, kimi sökülüp takılabilen, kimi de seyyar işler yapmakta; hatta malzemesini yanında götürüp ya da gittiği yerden temin edip, mekana göre işini oluşturmaktadır. İnisiyatif sanatçıları göçebe ruhuyla hareket etmekte, zamana ve mekana göre esnek davranmaktadırlar.
Böylelikle “Portatif Sanat” tanımı ortaya çıkmakta ve sanatçılara yeni bir yol açmaktadır. Zorunlulukların doğurduğu bu yapı yeni düşüncelerle desteklenirken, değişik sorunları da beraberinde getirmektedir.
Sorun kümelerini birlikte fikir üreterek aşan grup, yeni ve denenmemiş çözümlere ulaşmaktadır. Bu da farklı açılımları beraberinde getirmekte, yeni ve farklı malzemelerin değişik formatlarda kullanılmasına yol açmaktadır.

İstanbul Bienali Komşu Etkinlik
İTÜ Güzel Sanatlar Bölümü işbirliği ile
18 Eylül - 20 Ekim
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Giriş Katı


MOV-ING
(Collective exhibition project)

Portable Art
Portable
Definition 1: Something that can be picked up and carried from one location to another.
Definition 2: Easily or conveniently can be transported and used elsewhere.
Leonardo had carried his famous Mona Lisa with him for ten years and had worked on it during this time. This can be considered to fit in the second definition, “Easily or conveniently can be transported and used elsewhere” and can be regarded as the first example of portable art.
Since the immigrant artists move to new places, their works have to be portable. Some do things that can be folded, some do things that can be mantled and dismanteled, some do things that can be mobile or some of them even take the supplies with her/him or obtain these supplies at where s/he goes and provides a work sutiable to that place. The artists of the inititiave act with the spirit of an immigrant; they are, timewise and placewise, flexible. 
And hence, they define the terms of “Protable Art” and open a new path for the artists. While this new structure caused by absolute necessity is being supported by new ideas, it brings forward new problems of its own.
The group, sorting out these bundle of problems by brainstorming, achieves brand new and yet not experienced results. And this provides new expansions, leads to new and different materials to be used in different formats.

Istanbul Biennial Neighbor Activity
In cooperation with ITU Fine Arts Department
18 September - 20 October
Istanbul Technical University Faculty of Architecture, Entrance Floor


Sanatçılar / Artists
Aynur Karakaş, Başak Avcı, Çetin Pireci, Deniz Pireci, Dinçer Güngörür, Ferhan Gözgü Çelik, Fethi Çelik, Füruzan Şimşek, Gazi Sansoy, Hülya Küpçüoğlu, Hüseyin Rüstemoğlu, Maria Sezer & Nil İlkbaşaran, Nazan Azeri, Nermin Ülker, Oğuz Haşlakoğlu, Pınar Genç, Rubi Asa & Oya Araç, Serra Mübeccel Gültürk, Tan Taşpolatoğlu 

Yabancılaşma / Estrangement / 2017

Yabancılaşma; doğal olarak birbirine ait olan şeylerin ayrılmasını veya dengeli bir uyum içerisinde olan şeyler arasındaki çelişkiyi ifade eder. Zorunlu bir süreç olarak insanların insan doğasının hallerine yabancılaşması; doğadan koparak kültürel-toplumsal alanda kendine ikinci bir doğa kurmak anlamında, doğaya ve kendine yabancılaşması bu olgunun ironisidir. 

15-19 Mart tarihlerinde ARTAnkara Çağdaş Sanat Fuarındayız.
We are at ARTAnkara Contemporary Art Fair on 15-19 March.

Çetin Pireci – Gazi Sansoy – Deniz Pireci

Yanılsama / Illusion / 2016



























İllüzyon ya da yanılsama, duyu yanılsaması ve yanılsama olarak bilinir. 
Gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimlerinin yanlış değerlendirilmesidir.

12-20 Kasım'da ARTİST 2016 / 26. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’ndayız
Stand No: 8 A-803 
We are at ARTIST 2016 / 26th International Istanbul Art Fair on 12-20 November
Booth: 8 A-803 

Çetin Pireci

Deniz Pireci
Gazi Sansoy
Nermin Ülker
Serra Gültürk 

Ve aynı topraktaysa köklerimiz, beraber renklenir meyvelerimiz! / 2016

Zeytin ağacı Homeros’un kulağına şöyle fısıldadı: “Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Sen gelmeden önce de buradaydım ve sen gittikten sonra da burada olacağım.” 
3-6 Kasım'da Amber Platform'la Contemporary İstanbul'dayız

Tüketme / Don't Consume / 2016


Tüketimin baş döndürücü bir hızla hepimizi tükettiği günümüzde bize dayatılan AVM ler birer tapınak haline dönüşmekte. Artık yeni dinimiz tüketim ve bizler de başka tapıncımız olmadan vaktimizi, enerjimizi ve tüm varlığımızı ona adamaktayız. Her an her türlü kanaldan tüketimin desteklendiği, yeni tapınakların inşası için değerlerin ayaklar altına alındığı günümüzde; bunun kavgası her kesimi etkilemekte ve bu kavganın tarafları birbirine karışmakta. Toplumun içinde bulunduğu bu hastalıklı durum karşısında bir ses çıkarmak durumunda kaldığımızı düşünüyor ve “Tüketme” diyoruz. Karışan akılların, tüketilen değerlerin, vazgeçilen kimliklerin ve asosyalleştirilen nesillerin durumunun farkına varma zamanı gelmedi mi? Sahte mutluluk tapınaklarında kendilerini kaybeden insanların, uyuşmuş beyinlerinin sadece tüketmeye adanması bizi nereye götürecek? Bu tapınakların yapılması için daha ne kadar can, ne kadar canlı yok edilecek?

Sanatçılar
Ali Raşit Karakılıç, Aslı Aydemir, Aslı Özok, Atilla Atala, Çetin Pireci, Deniz Pireci, Devabil Kara, Gizem Kovankaya, Gül Ilgaz, Mehmet Çeper, Mustafa Albayrak, Nermin Ülker, Nesren Jake, Nil Nihan Bilkay, Özcan Yaman, Özgür Demirci, Özkan Buniğ, Tan Taşpolatoğlu, Tayfun Akgül

12 – 29 Mayıs 2016 / D’Art Gallery Istanbul

Ayaklanma / Uprising / 2016


Yankı odası etkisi; kapalı grupların sadece kendi aralarında konuştuklarını genel norm sanarak daha fazla konuşması, konuşulduğunu duydukça kendi dediklerine daha da güvenmesi ve daha çok konuşması, konuşmanın daha çok konuşma yaratması ve sadece konuşmalardan oluşan, gerçekten uzak bir portrenin gerçek sanılmasıdır.
Globalleşen dünyada; kitle iletişim araçları hep bir ağızdan ortak bir mesajı bağırmaya başladığında, bir anda bir toplumun, hatta bütün dünyanın gündemi değişir. Günümüzde artık bu etkiyle modern devrimler oluşmakta, sistemler güdülmektedir.
Biz de Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi olarak bu gerçekliği; davetli sanatçılarla birlikte, kendi malzeme ve tekniklerimizdeki farklılıklarla ortaya koyduğumuz figürler aracılığı ile sorgulamayı amaçladık.

Hatırlatma / Reminding / 2015



Hatırlatma

Günümüzde tarih ve geçmişle bağını koparmış nesillerden dolayı dünyanın geleceği için endişeleniyoruz. Her alanda olduğu gibi yazılı tarihde de kendi kimliğimizi aramaktayız. Kişisel belleğimiz geleceğe ışık tutmakta ama bu bir rüya gibi her birimizi kuşatmakta. Çünkü bireysel bakış açılarımız belleğimizi, hatıralar da rüyalarımızı etkilemekte. Buradan yola çıkarak oluşturduğumuz eserlerle “Hatırlatma” dedik. Toplumsal gerçeğimizi irdelediğimiz “Hatırlatma” da, belleksizleşen bireyleri her birimiz kendi malzeme ve tekniğimizle sorguluyoruz.
Çetin Pireci, Ertan Erol, Gazi Sansoy, K. Deniz Pireci, Nesren Jake
Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi, ARTİST 2015 / 25. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nda

Reminding

Nowadays we are worried about the future of the world becouse of the new generation who are ignorant to the past and history. We are looking for an identity in all areas, especially in written history. Because our memories enlights our future but surrounds each of us as a dream. Becouse our personal beliefs affects our memories and our memories affects our dreams. Therefore we decided to name with our works as "The Reminder". In "Reminding”, we examine the social realities, such as the memory less individuals with each of us our techniques and materials.
Cetin Pireci, Ertan Erol, Gazi Sansoy, K. Deniz Pireci, Nesren Jake
Independent Immigrants Artists Initiative @ ARTIST 2015 / 25th International Istanbul Art Fair

Kabullenme / Acceptance / 2015


Toplum tarafından farklı konumlandırılan göçmenler, içine girdiği topluma ayak uydurabilmek için de çok fazla ödün vermek durumunda kalıyorlar. Göç etmeyi, göç sürecini ve bulunduğu yeri benimsemekte sıkıntı yaşayan göçmenler; bu yeni yaşamları içinde, hem dışsal hem de içsel anlamda yeni bir zaman dilimini ve mekanı “KABULLENME’’ durumuyla yüzyüze kalıyorlar. Bundan dolayı da çeşitli platformlarda ve değişik boyutlarda tepkiler ortaya koyabiliyorlar ve aynı zamanda toplumun da göçmenlere karşı farklı tepkileri olabiliyor. İşte bu tepkilere dikkat çekmek ve sorunun hayatımızın her alanında var olduğunu göstermek için; Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi olarak farklı disiplinlerden sanatçılarla birlikte “Kabullenme” diyoruz.

Sanatçılar: Ayla Dündar, Çetin Pireci, Eda Çığırlı, Ekin Onat, Gazi Sansoy, Hülya Küpçüoğlu, K. Deniz Pireci, Murat Özkasim, Nesren Jake, Seyfettin Arslan, Umut Yalım, Zehra Çobanlı, Zeynep Dilek Çetiner

14 Mayıs - 07 Haziran / Schneidertempel Sanat Merkezi

Benzeme / Don't Resemble / 2015
















Stockholm Sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiyle empati kurması ve ona bağlanmasını anlatan psikolojik bir durumdur. Rehine, önce korkup nefret ettiği kişiyi zaman içinde anladığına inanır ve ondan ayrılmak istemez. Empati kurmadan önce iyi düşünün...
Ceren Selmanpakoğlu, Çetin Pireci, Denizhan Özer, Ertan Erol, Gazi Sansoy, K. Deniz Pireci, Nesren Jake @ Art Ankara Çağdaş Sanat Fuarı

Düzenleme / Regulation / 2014


Düzenleme' de sanatçılar; semboller üzerinden hareket, modernleşme ve yer değiştirme gibi kavramlara değinir. 
Tüyap Artist 2014 / Çetin Pireci, Denizhan Özer, Gazi Sansoy, Nesren Jake

Dokunma / Don't Touch / 2014





Pedophilia, Incest, Marriage at a child age...

Pedofili, Ensest, Küçük yaşta evlilik…


Büyük bir oranda kız çocuklarının, az da olsa erkek çocuklarının da başına gelen bu talihsiz olaylar silsilesi, dile getirilmesi yasaklar listesinin başında. Toplumumuzda gizli kalan, sürekli saklanan ve tahmin ettiğimizden çok daha sık tekrarlanan tüm bu gerçeklere bir kez daha dikkat çekmek için “Dokunma” dedik. Bedenime, ruhuma, geleceğime dokunma! Sakatlanan ruhların bir çığlığı olmak istedik; bu olayların sonucunda yitip giden yaşamları kutsayıp, duyarlılığın artmasını amaçladık. Hiç kimsenin maruz kalmasını istemediğimiz tüm bu suçlara dikkat çekip, görünür kılmak için kendi dilimizde işaret ettik. 

Korkma / Dont Be Afraid / 2013















“Korkma”; Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi olarak ortakça oluşturduğumuz işlerimizde kendimizi beyaz küpün içine hapsedip, dışarıyla yabancılaşırken zenofobiye de gönderme yapıyoruz. Bilindiği üzere "Beyaz Küp", İrlandalı heykeltraş, enstalasyon sanatçısı ve eleştirmen Brian O'Doherty'nin 1970'lerde tartışmaya açtığı bir kavram. "Beyaz Küp" Modern teşhir biçimi olan "sanat galerisi"ni simgeliyor. O'Doherty, "Gölgesiz, beyaz, temiz, yapay galeri mekanı estetiğin teknolojisine adanmıştır" diyerek "Beyaz Küp"ün kapsamını belirler. Bizler de otoportrelerimizle kendimizi; bu küplerin içinde hapsedilmiş, çaresiz ve aynalar aracılığı ile yansımalarla tekrarlanmış bulduk. Bu hapsedilme ve kendine dönme, yabancıyı reddetme olgusuyla birleşince zenofobik bir durumla karşılaştık. Sanatçıların toplumda kendilerine alan açmaktan farklı olarak, korkuyla karışık bir yaklaşımla kendi kabuklarına çekildiklerini fark ettik. İçinde yaşadığımız coğrafyada, yapmaya çalıştıklarımızın toplum tarafından zenofobik bir korkuyla algılandığını düşünüyoruz. Sonuç olarak Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi ve davetli sanatçılar; kendimizi kişisel algı ve malzemelerimizle “Beyaz Küp’ün” içine hapsederken, dışarıdakiyle olan etkileşimimizi de zenofobi temelinde ilişkilendiriyoruz.


With dontbeafraid we at Independent Immigrants Artists Initiative make a reference to xenophobia by imprisoning ourselves in the white cube with our collectively created works. As it is known, the ‘white cube’ is the concept that was initiated by Brian O’Doherty, an Irish sculptor, installation artist and art critics in the 70’s, symbolizing a modern exhibition form of ‘the art gallery’.
O’Doherty specifies the scope of the ‘white cube’ by saying: “Shade less, white, clean and artificial gallery space is dedicated to the technology of aesthetics.” We with our self-portraits find ourselves imprisoned, desperate and repeated by reflections through mirrors in the sterile white space of cubes.
This self-imprisonment with infinite self-reflections symbolizes a rejection of all that is foreign, thus turning into a xenophobic situation. We realize that artists retire into their shell with a feeling mixed with fear instead of opening themselves and taking their place in society. Further we think that in the geography and society we live in, our concepts and actions are perceived with a xenophobic fear by our society.
As Independent Immigrants Artists Initiative and invited artists, we imprison ourselves with our personal sensations and materials into the ‘white cube’, thus associating our interaction with the viewer at the heart of xenophobia.

Çetin Pireci, Ekin Onat, Gazi Sansoy, K. Deniz Pireci, Murat Özkasım, Nesren Jake, Umut Yalım @ Merhart Galeri

Çeşitleme / Variation / 2013




























Sanatçının bir konu üzerindeki farklı bakış açılarıyla yaptığı deneysel çalışmalar, aslında kendi yolunu inşa etme durumunu ortaya çıkarır. Bir seriyi oluştururken amaç, varyasyonlar aracılığı ile konunun derinlemesine irdelenmesidir. Varılmak istenen nokta kendi içindeki farklılıklarla değişik konumlandırmalar yaratıp, görülmeyeni görünür kılmaktır. Bizler de “Çeşitleme” de kendi işlerimizdeki tekrarlardan yola çıkarak farklı olma durumunu sorguladık. Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi olarak; kendi serilerimizden işlerle izleyiciyle aramızdaki engeli kaldırarak, algılarının önünü açmayı amaçladık.

Çetin Pireci, Denizhan Ozer, Ertan Erol, K. Deniz Pireci, Nesren Jake, Umut Yalım @ Tüyap Artist 2013

Kaçırma / Kidnapped / 2013



































Yüzlerce yıldır insanlığın en acı göçü olan İnsan Ticareti, küresel bir sorundur. Köleliğin çağdaş biçimi olarak nitelendirilebilecek insan ticareti, ciddi bir suç ve insan haklarının ihlali olarak karşımıza her toplumda çıkmaktadır. Günümüzde kölelik yeni biçim ve yöntemlerle canlandırılmakta ve yaygınlaşmaktadır. İnsan ticareti de günümüzün modern köleliği olarak kabul edilmektedir. Bu suç tüm dünyada meydana gelmekte ve hemen hemen her ülkeyi etkilemektedir. Çağdaş kölelik olarak nitelendirilebilecek insan ticareti, aynı zamanda temel insan haklarını da ihlal eden bir suçtur. Kaçakçılar savunmasız insanları maddi kazanç için sömürmekte, onları fuhuşa ve zorla çalıştırmaya zorlamaktadırlar. İnsan Ticareti mağdurları genel olarak sosyal eşitsizliğin hakim olduğu ülkelerden kandırılarak kaçırılmaktadır. Biz de Göçebe Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi olarak; asırlardır kölelikle başlayan ve günümüzde de süren bu konuya duyarlılığımızı dile getirmek ve dikkat çekmek için “Kaçırma” dedik. Projeye grubun dışından sanatçıları da davet ederek geniş bir katılım olmasını ve sesimizi daha kuvvetli duyurmayı amaçladık.

Kapışma / Discussion / 2012






















Duchamp' a övgü; hazır malzeme ve biz...Tüyap Artİst 2012 / Praise to Duchamp; ready made and we...ArtIst Art Fair 2012


Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi; davet ettikleri sanatçılarla birlikte hazır malzeme kullanımı üzerinden Duchamp’ a övgüler düzüp, aynayı birbirlerine ve kendilerine tutuyor. Birbirleriyle aynı/benzer hazır malzemeyle ürettikleri eserleriyle kapışıyorlar… Dilimizde belki de en çok ada sahip bir mekana ait nesneyi; sanat tarihinin dönüm noktasından hareketle ve güncel bakış açısıyla, geleneksel mekanından kopararak ele alıyorlar.
ÇETİN PİRECİ, DENİZHAN ÖZER, DORUK PİRECİ, EKİN ONAT VON MERHART, GENCO GÜLAN, K. DENİZ PİRECİ, LEYLA EMADİ, MURAT İRES, NESREN JAKE, PEMRA AKSOY, UMUT YALIM, YILDIZ DOYRAN, ZEYNEP SOREF

Kuruma / Desiccation / 2012




































KURUMA
Dünya iklimi tarih boyunca değişimler göstermiştir. Buna bağlı olarak ortaya çıkan kuraklığın alansal ve zamansal değişimleri de farklılıklar göstermektedir. Ancak günümüzde, sanayi devrimi ve insan faaliyetleri ile birlikte lineer bir artış söz konusudur. Atmosferdeki karbondioksit miktarının giderek hızlı bir biçimde artış göstermesi, hava sıcaklığının da artışını beraberinde getirmekte; bu da yerkürenin ısınmasına yol açmaktadır. Dünya nüfusunun çoğalması, şehirleşme, iklim değişmeleri, orman tahribatları, çölleşme sonucunda kuraklık; toplum, çevre ve ülkeleri tehdit eden boyutlara ulaşmaktadır. Kuraklık dünyada etkisini gittikçe arttırmasına rağmen kapsamı henüz tam anlaşılmamış ve etkileri yeterince değerlendirilmemiştir. Dünyanın farklı bölgelerinde geniş alanlarda ortaya çıkan kuraklık beraberinde açlığı, kıtlığı ve işsizliği getirdiğinden toplum üzerinde kalıcı etkileri olan meteorolojik karakterli doğal afettir. Bu nedenle, kuraklığın izlenmesi ve önceden önlemlerin alınması gerekmektedir.
Uluslararası Enstalasyon Sergisi, Ortaköy Sanat Galerisi / 15 Ekim-13 Kasım 

DESICCATION
The climate of the world has changed throughout history. Areal and temporal changes in the resulting aridity also vary. At the present, however, there is also a linear increase with the industrial revolution and human activities. The rapid increase in the amount of carbon-dioxide in the atmosphere has brought forth an increase in air temperature; thus resulting in the Earth getting warmer. Aridity as a result of the increase in world population, urbanization, climate changes, destruction of forests, and desertation is reaching a point that poses a threat to the society, environment, and countries. Although the impact of aridity in the world keeps getting stronger; its extent is yet to be fully understood and its effects assessed. As aridity in various large areas of the world brings hunger, famine and unemployment; it is a meteorological natural disaster that leaves permanent traces in society. Thus, aridity must be monitored and preventative steps must be taken beforehand.
International Exhibition of Installation, Ortaköy Art Gallery / October 15th-November 13th

ALEXANDRA PRUSCHA, ALİ DİRİER, ARZU ÇORBACI, AYLA DÜNDAR, AYŞEGÜL ŞİBİROĞLU, ÇETİN PİRECİ, DENİZHAN ÖZER, DEVABİL KARA, EVREN EROL, FÜSUN SALOR, GAZİ SANSOY, GENCO GÜLAN, GÖNÜL NUHOĞLU, İLKE HASPALAMUTGİL, K. DENİZ PİRECİ, KORHAN ÖZSOY, LUCA SCHENATO, MARDİN ART, MARİA SEZER, MEHMET ÇETİNER, NESREN JAKE, ONSTON CAN YEŞİLOĞLU, SERDAR ÇONGAR, SÜREYYA OSKAY, TAHSİN ÇORBACI, UMUT YALIM 

Independent Immigrants Artists Initiative @ 5th Beijing International Art Biennale / Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi, 5. Pekin Uluslararası Sanat Bienali' nde / 2012



































Integration

When we considered the future inevitably having a high speed originating from integrated structures, we had the urge to play a game and stop the moment. Therefor, we rolled a dice for the future and solidified statuesquely the moment where it hit the ground but was not yet stationary. We assumed each and everyone of the dots on the dice to be ourselves. While doing all this, we combined our strenghts and “integrated”. While all the artists of the group became a part of the dice - statue in th

eir own style and manner, they also told, in their own words, how they saw the future. Since the “Independent Immigrants Artists Initiative” acted together and integrated in the creation of this statue, we found fit to name the piece “INTEGRATION”.

Bütünleşme

Geleceğin tümleşik yapılardan kaynaklı yüksek hızda olmasının kaçınılmaz olduğunu düşündüğümüzde, oyun oynama ve anı durdurma isteği duyduk. Bundan dolayı gelecek için bir zar attık ve yere düştüğü ama henüz durağanlaşmadığı anı heykelleştirdik. Zarın üzerindeki herbir noktayı kendimiz olarak kabul ettik. Bütün bunları yaparken kuvvetlerimizi birleştirip "bütünleştik". Grubun sanatçılarının tümü kendi tarzı ve üslubuyla zarın-heykelin bir parçası olurken, aynı zamanda kendi sözlerini söyleyerek geleceğe nasıl baktıklarını anlattılar. "Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi" bu heykeli oluştururken birlikde hareket edip bütünleştiği için de, eserin adını "BÜTÜNLEŞME" olarak uygun bulduk. 

Aykırı Nesneler / Land Art / 2012






















Artvin Arhavi ilçesi Yolgeçen (Lome) köyünde bu yıl yedincisi gerçekleşen Yeşil Yayla Kültür, Sanat ve Çevre Festivali’nin teması “Geleneksel Meyveler”. Bölgenin doğal meyve dokusu üzerine çeşitli etkinlikleri içeren festivalde bu sene Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi; Denizhan Özer küratörlüğünde gerçekleştirdikleri "Aykırı Nesneler" adlı sergileriyle, Arazi Sanatı (Land Art)'ın en güzel örneklerini eylül ayı boyunca izleyiciyle buluşturuyor.

Vazgeçme / Don' t Give Up / 2012





















Van Erciş’ de yapılan İnci Kefali Göçü Kültür ve Sanat Festivali' nde; 8-10 temmuz tarihleri arasında sergi ve çalıştaylarıyla birikimlerini paylaşacak olan Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi, sergisini ve çalıştaylarını çadırlarda gerçekleştirecek.

Dönüşme / Don' t Transform / 2012



































Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi ARTBOSPHORUS 2012 - Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı' nda

DÖNÜŞME

Çok kültürlü, çok yönlü, çok katmanlı metropollerin oluşum ve dönüşümündeki en büyük etmeni bu kentlere göçle gelenler oluşturur. Göçenler kentlileşirken, asimile olup kendi değerlerini yitirenler veya çevresiyle uyumsuz özünü koruyanlar ortaya çıkmıştır. Her iki durumda da kaybeden toplum ve özünde insandır. Kentsel dönüşümü buna bir çare olarak sunmak; sorunlara herhangi bir çözüm getirmeyip, aksine baskı altına alıp derinleşmesine sebep olmaktadır. Bu, aynı zamanda, bu bölgelerde yaşayan yoksul halkın oradan bir biçimde ‘kovulması’ da demektir. Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi olarak bu sorunlarla birlikte; kent ve sosyolojisi hakkında sorgulama yapmak ve belirli noktalara dikkat çekmek için "DÖNÜŞME" diyoruz.

Independent Immigrants Artists Initiative @ ARTBOSPHORUS 2012 - International Contemporary Art Fair

DON' T TRANSFORM

The biggest factor of the formation and transformation of multi-cultured, multi-faced and multi-layered metropolitan cities is formed by those who migrate to them. As the imigrants get urbanized, there are those who emerged getting assimilated and lose their own values and some others preserving their essence incompatible with their surroundings. In both cases, it is the society and the human itself that loses. Providing Urban Transmutatıon as a remedy to this is not bringing solution to the problems but instead only supresses and provokes it to deepen. This, meanwhile, means for the native poor people to be deported in a way. As Independent Immigrants Artists Initiative, combined with these problems we call it "DON' T TRANSFORM” to question about the city and its sociology and point attraction to particular issues.

Acıkma / Hunger / 2011




















Dünyada milyonlarca insan, az veya çok eksik beslenmektedir. Afrika’da ise yürütülen politikalar ve savaşlar açlığın başlıca sebepleri arasındadır. Önümüzdeki yıllarda açlık tehlikesi dünya çapında ciddi bir kriz haline dönüşebilecek ve enerjiden daha önemli bir konu haline gelecektir. Açlık sebebiyle göçler giderek büyümekte ve hızlanmaktadır. Yiyecek bulabilmek için yüzlerce kilometre yol yürüyenler, yollarda başta çocukları olmak üzere büyük kayıplar vermektedirler. Milyonlarca insanın bu göçler sırasında açlık ve yetersiz beslenmeden ölümü önlenebilir ve bu talep son derece insancadır. 

Çevre kirliliği ve ekilebilir arazinin, konut, sanayi gibi sebeplerle kullanılması ve ormanların yokolması ile dünya besin kaynakları hızla azalmaktadır. Gerekli tedbirlerin alınması ve gelişmiş ülkelerin dikkatinin bu konuya çekilmesi için Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi olarak “ACIKMA” diyoruz. Acıkma demek bir insan için ne kadar anlamsız bir emirse, bu konu da ironisini kendi içinde barındırmaktadır. 

Yüzleşme / Confrontation / 2011

















Geçmişle ve kendinle yüzleşmek her zaman psikolojik boyutta travmalara yol açmıştır. Ama her ikisi de ilerleme için gerekli olan yolun açılması için gereklidir. Varolan sorunlardan kaçarak varılamayan noktalar sonucunda, olduğumuz yerde saymakdan da şikayet etmememiz gerekir.
Kişi kendisiyle yüzleştiğinde iç sesi ile bir hesaplaşma sürecine girer. Bundan sonra olanlar onun toplumdaki konumu, aldığı eğitim ve kendi algılarıyla sınırlıdır. Birçok kişi egoları ile birlikde hareket ettiğinden bu kavram hayatlarında zaten yer almaz. Ama her türlü gelişme ve ilerleme için şart olan vicdan muhasebesinden uzak durmak sadece kısır bir hayatın içinde yer almayı getirir.
Geçmişle yüzleşmede “sebep-sonuç” ilişkisinden, yani bilimsellikten, iyi niyetten ve onun parçası olan yansızlıktan vazgeçilemez. Bilimin kendinde tüm belgeleri inceleme, öne sürme ve gerçek olanları sahtelerinden ayırma gereği vardır. Amaçlanan bu tabanda irdelenen sorunların bugüne taşınması değil, bundan sonra gerçekleşmemesi için çaba sarfedilmesidir. @  Karşı Sanat

Paylaşma / Sharing / 2011



























"Paylaşma / Sharing" ile Göçebeler Ütopya' da 

4-31 mart 2011

Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi, birbirleriyle ve izleyiciyle paylaştıkları yeni işleri ve yeni katılımlarla; 4-31 mart tarihleri arasında Ütopya Platform' da...
Plastik sanatların farklı disiplinlerinden sanatçılar bu İnisiyatif'te bir araya gelerek; sanatın göçerliği üzerinden her durakta yeni sanatçıları bünyesine alıp, çok kültürlü, çok uluslu bir yapı olmayı hedeflemektedir. Oluşumun ilgi alanı, toplumun içinde bulunduğu dönüşümü gözlemlemek, anlamak ve sanatçılar aracılığıyla müdahalede bulunmaktır.
"Paylaşma" da; Gazi Sansoy, Gül Bolulu, Tahsin Çorbacı, Süreyya Oskay, Çetin Pireci, Arzu Çorbacı, Müjgan Atukalp, Serdar Çongar ve Deniz Pireci bugüne kadar yaptıkları ve yapmadıklarını paylaşıyorlar, yorumluyorlar. Göçebe Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi bu sergi ile geleceğe dair ipuçları veriyor ve yeni bakış açıları oluşturuyor.

Independent Immigrants Artists Initiative is in Utopya with "Sharing"
4-31 march 2011


Independent Immigrants Artists Initiative is in Utopya Platform between 4-31 march with their new works which are their shares between them and the watchers.
In this inititive; artists came from different plastique art diciplines for the same aim. The aim is; being an extensive culture and nationality. The formation's field of interest is to observe and understand the transformation in the society and get involved by means of artists.
In this "Sharing" Gazi Sansoy, Gul Bolulu, Tahsin Corbacı, Sureyya Oskay, Cetin Pireci, Arzu Corbacı, Mujgan Atukalp, Serdar Congar and Deniz Pireci are sharing and interpreting their committeds and unachievables.
In this exhibition Independent Immigrant Artists Initiative is giving hints and creating aspects for the future.